Rafael Nadal, Mallorca Tutkusu (Mallorcalılar)

Annesi Ana Maria’ya göre Nadal’ın kendini dünyadan soyutlayabildiği tek yer Mallorca...

Rafael Nadal, Mallorca Tutkusu (Mallorcalılar)
28 Haziran 2020 Pazar 01:12

Rafael Nadal, Mallorca Tutkusu (Mallorcalılar)

Sebastián Nadal ve karısı Ana María'nın, oğullarına Barcelona’dan gelen tenis bursu teklifini reddetmelerinde şaşılacak bir şey yok. Hele Rafa'nın, ailesinin bu kararını sevinçle karşılamasına ise hiç şaşırmamak gerek. Büyük ada gezilecek yerler Mallorca Adanın, Rafa Nadal'ın üzerinde güçlü bir çekim etkisi olduğu çok açık. Uluslararası turnuvalara gittiğinde sürekli evini özlüyor ve ilk fırsatta, en hızlı şekilde geri dönüyor. Ağır rekabetle dolu dünyasının zorlukları, spor kariyeriyle özel hayati arasındaki derin karakter farklılıkları göz önüne alındığında, kendini yalnızca evindeyken rahat hissetmesi anlaşılır bir şey.

Tenisçi Nadal, dünyanın dört bir yanında başarıdan başarıya koşuyor; ancak öteki Nadal, Mallorca'nın dışında kendini sudan çıkmış balk gibi hissediyor. Akdeniz’de gezilmesi gereken ada.

Bunun nedenini adalılara özgü kuvvetli aidiyet hissinde aramak gerek. İşin doğrusu, Nadal'ın kendini normal hissedebildiği; insanların ona yaptıkları yüzünden değil, kişiliği yüzünden saygı duyduğu tek yer Mallorca.

Mallor kültüründen geldiğini unutmamak gerekir. İlginç olan şu Nadallar, Mallorca kültürünü şekillendirmekten ve de bu kültürlü şekillenmekten her zaman gurur duyuyorlar. Rafa'nın o zihinsel dayanıklılığının temeli olan sağlam aile bağlarının, biraz da Mallorca kültüründen geldiğini unutmamak gerekir. İlginç olan şu ki, Mallorcalıların sarsılmaz birliktelikleri, İspanya gibi Katolik geleneğin ağır bastığı, insanların doğdukları yere ve atalarına son derece düşkün oldukları bir ülke için bile fazla. Ve adanın üçüncü büyük kasabası olan Manacor'da kök salmış olan Nadallar bu gerçeğin en iyi örneklerinden biri sayılmalı. Akdeniz’in nadide incisi

Sebastián ve Ana María, onların babaları, babalarının babaları hep orada doğup büyümüşler. Buna elbette, Rafa ve uzun süredir beraber oldukları sevgilisi María Francisca da dahil. Rafa kendini memleketiyle öyle özdeşleştirmiş ki, başka bir yerden bir kadınla ilişkisi olmasını hayal etmek bile zor. Onun doğal ortamı Manacor olduğu için Miamili ya da Monte Carlolu bir kadınla duygusal bir bağlılığı olması, herhalde iki farklı türün birleşmesi kadar tuhaf kaçardı.

Rafa'nin üç nesle kadar uzanan geniş ailesi tüm fertleriyle birlikte, Manacor'da ya da Manacor' un sayfiye yerlerinden biri olan Porto Cristo'da yaşıyorlar. Ve Rafa'nın, fizyoterapisti Rafael Maymó dahil en yakın arkadaşları da hep Manacorlu. Kasaba dışından yakın olduğu iki arkadaşı var: Carlos Moyá ve kondisyoneri Joan Forcades. Ancak onlar bile Mallorca'nın başkenti olan Palma' danlar. Dünyanın en güzel adası.

Nadal'in profesyonel ekibinde, Carlos Costa ve Jordi Robert gibi iki Katalan' ın olmasının bir sebebi olduğunu da sırası gelmişken açıklamak gerekir. Mallorcalılar için iki türlü "yabancı” vardır: Katalanlar ve diğerleri. Dillerinin ve yaşadıkları coğrafyaların benzerliği (ki Katalanların başkenti Barcelona, Mallorca'dan uçakla en fazla yarım saat ötede), Katalanların birinci dereceden kuzen gibi görülmelerini sağlıyor. Nadal'ın çevresindeki tek "yabancı” olan Endülüslü Benito Pérez Barbadillo ise, ekip içinde sevilip sayılan biri, ama Endülüslülere özgü dışa dönüklüğü onun şakayla karışık sürünün kara koyunu olarak görülmesine neden oluyor.

Mallorcalılar’ın bu bir arada durma dürtüleri, İspanya’nın geri kalanının onları son derece "kuşkucu" insanlar olarak görmelerine yol açar. Adanın tarihine şöyle hızlı bir bakış atıldığında, bu yargının çok da yanlış olmadığı anlaşılıyor. Avrupa haritasında küçük bir nokta olan Mallorca, en az iki bin yıldır yabancı istilacıların fatihlerin hedefi olmuş. Önce Romalılar, sonra Vandallar, sonra Mağribiler, sonra İspanyollar ve elli yıl önce başlayan turizm patlamasının sonucu olarak da İngilizler ve Almanlar. Mallorcalılar' ın kuzeyden gelen barbarlar" olarak gördükleri bu son ikisi, zaman içinde adanın en güzel manzaralı yerlerini kapmışlar. (Mallorca'nın nüfusu 800.000 civarında olmasına rağmen, adayı her yıl 12 milyon turist ziyaret etmekte.)

Ada tarih boyunca korsanlar tarafından da pek çok kez yağmalamış. Geçen yüzyılın ortalarına kadar denize yaklaşmayan, hatta denizi hiç görmemiş Mallorcalıların olması belki de bu yüzden. Yani yabancı istilacılarla birlikte yaşama tehlikesinin onları böyle temkinli ve çekingen yaptığını söylemek hiç yanlış olmaz. Bu izlenimlerin varlığından haberdar olan Sebastián Nadal, memleketinin kültürünü öğrenmeye meraklı olanlara, hem adalıların hem de ziyaretçilerin iyi bildikleri Sevgili Mallorcalılar adlı bir kitabi okumalarını tavsiye ediyor. Söz konusu kitabın sayfaları, adalıların nasıl mesafeli" ve "konuşmaktan çok dinlemeye meyilli" olduklarına dair örneklerle dolu. Bu, Sebastián Nadal'a ve oğluna da uyuyor. Tabii, aralarında en konuşkan karakter olan Toni hariç. Aile içinde biraz uyumsuz olarak görülmesinin bir nedeni de bu belki.

Fakat Rafa Nadal' ın, tenis dünyasını fethedip, bütün dünyada tanınan bir isim haline gelmesinin en önemli nedeni, Toni Amcası onun da adalılara özgü klişeleri kırma cesaretini göstermiş olması. Sevgili Mallorcalılar'da konuyla ilgili olarak şöyle diyor: “Mallorca' da insanlar, çalışmaktan değil, yaşamaktan zevk almanın peşinde koşarlar. Zaman kavramları da hep bunun üzerine kuruludur.” Kendini Protestan iş ahlakına daha yakın hisseden Rafa Nadal'ın bu bakımdan Mallorca'nın yerlisi olan atalarından çok, yakın zaman da gelen Alman sömürgecilerle daha çok ortak noktası var. Kendisi de Mallorcalı ve de bir tenis şampiyonu olan Carlos Moyá, Rafa'yla Toni'nin, "Karayiplilere özgü bir rahatlıkları" olduğunu söylediği

Mallorca halkında, nadir görülen bir başarma arzusuna sahip olduklarını söylüyor.

Öte yandan, Rafa Nadal'ın, tenis hayatının dışındaki zaman algısının Mallorcalılar gibi geniş ve uyuşuk olduğunu da belirtmek gerekir. Randevularına zamanında gitmek gibi bir kaygısı olmadığı gibi, arkadaşlarıyla eğlenirken gecenin kaçı olduğuna bakmak gibi bir alışkanlığı da yok. Ancak arkadaşlarıyla arasındaki tek fark, elbette birkaç saat sonra kalkıp antrenman için korta gitmekten üşenmemesi. Bütün hayatını adadığı tenis sporu söz konusu olduğunda, o Akdenizli haz düşkünü hallerinden sıyrılıp bir disiplin abidesine dönüşüyor.

Mallorcalı hemşerileri, onun seçtiği bu yola saygı gösterip adaya getirdiği başarılarla gurur duysalar bile, ona karşı tahmin edildiği kadar büyük bir hayranlık beslemiyorlar. "Mallorca fazla kahraman çıkaran bir yer değildir," diye yazıyor Sevgili Mallorcalılar’da. "Ve bu az sayıdaki kahramanlarını pek de göklere çıkarmazlar." İşte Rafa Nadal'ın, insanların imza ya da fotoğraf istemek için üzerine atlamayacaklarını, sokakta görüp etrafına üşüşmeyeceklerini bildigi için gündüz vakti rahat rahat dolaşabildiği tek ver Manacor. Alın size, adalıların ne kadar mesafeli olduklarına bir örnek daha. Adada, kendini göstermede aşırıya kaçmak da hoş karşılanmayan durumlardan.

(Mesela Rafa başarılarından sonra değişseydi herkes, "kendini ne sanıyor?" diye ayıplardı onu.) "Kalabalığın arasından sıyrılmayı çalılaşan bir kafa anında koparılır," diyor Sevgili Mallorcalılar' da. Zaten Nadal’ın da, tenis oynamadığı zamanlarda kafasını çıkarmaya niyeti yok. Annesi Ana Maria’ya göre Nadal’ın kendini dünyadan soyutlayabildiği tek yer Mallorca. “Turnuvalardan sonra buraya dönemeseydi delirirdi herhalde,” diyor Ana Maria Nadal. Anlaşılan, tenis hayatı çılgınca bir koşturmaca içinde geçen Rafa Nadal için Mallorca huzurlu eşanlamlı.

Kaynak: “Benim Hikayem Nadal” kitabından yazılmıştır.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.