Sporcu kalbi [kalp ve dolaşım]

Sporcu kalbinde ventrikül hipertrofisinin yansıra, kalp ağırlığının 500 g.'a kadar olduğu hipertrofi ile orantılı, bir koroner arter genişlemesi de mevcuttur.

Sporcu kalbi [kalp ve dolaşım]
29 Ekim 2020 Perşembe 22:50

Sporcu kalbi

Antremanın kalp ve dolaşım üzerindeki etkisi

Kas çalışması ve dolaşım arasındaki, fonksiyonel ve morfolojik karşılıklı ilişkilerin sıkı olması, spor antrenmanlarında kalp ve dolaşımda, karakteristik değişiklikler ortaya çıkmasına yol açar. Bu değişikliklerin bilinmesi, performansı değerlendirmek ve ayırıcı tanıdaki hatalardan sakınmak açısından büyük önem taşır. Antrenmana bağlı pozitif fizyolojik değişiklikler, örneğin sporcu kalbi hala patolojik olarak kabul edilmekte ve performans yönünden çok yetenekli birçok genç insan kalp hastası damgasını yemektedir. Özelikle büyümüş olan kalbin değerlendirilmesinin en büyük zorluklardan biri olduğu tecrübeyle sabittir. Kısmen, HIRSCH tarafından oluşturulan ve kalbin kas kitlesi ile vücudun geri kalan kasları arasındaki orantıya dayanan varsayım nedeniyle, sporcuların kalbinin büyümesi patolojik bir bulgu olarak kabul edilmektedir; ancak ayrıntılı çalışmalar sayesinde (AEINDELL ve diğerleri) bu görüş tartışmasız olarak yıkılmıştır. Sporculardaki kalp büyümeleri hakkındaki ilkyazılar HENSCHEN ile birlikte 1899 yılına kadar geri gitmektedir. Bu çalışmalar ve daha sonraki sayısız incelemeler, kalpteki, bugün sporcu kalbi olarak tanımlanan şekil değişikliğinin, uzun süreli aşırı yüklenmeye uyum sağlamanın normal bir sonucu olduğunu göstermektedir.

Sağlıklı erişkinlerde, sportif yüklenme hiçbir zaman birincil olarak patolojik kalp değişikliklerine neden olmaz. Ancak normal ve patolojik olanın arasındaki sınırın bilinmesi, özellikle spor hekiminin çalışması sırasında önem taşır, çünkü böylece erken dönemdeki bozuklukları tanıyabilir ve önlemeye yönelik uygun profil aksiyi yapabilir.

Akılcı ve idareli yapılan spor antrenmanlarının kalpte oluşturduğu değişiklikler, sporun türüne, antrenmanın süresine, yoğunluğuna ve yapısal koşullara göre çok farklıdırlar. Bu nedenle de sporcu kalbi olarak adlandırılan bulgunun da standardizasyonu yoktur. Bu yüzden, genelde, kalbin her bir bölümünde çok farklı olabilen ve hem hipertrofi, hem de düzenleyici olduğu söylenen bir dilatasyon ile (REINDELL) oluşan büyümesi anlaşılır. Bir kazaya uğrayarak veya aniden ölen rekortmen sporcuların kalplerinin anatomopatolojik incelemesi, kalbin ağırlığının genellikle 300 ile 500 g. arasında olduğunu göstermiştir. Ancak kalp ağırlığı hiçbir zaman 500 g.lık kritik ağırlığı geçmemektedir (LINZBACH), Çünkü bu noktadan itibaren koroner kapasitedesin ulaşıldığı için kalbin kanlanmasında bir güçlük belirebilir. Kalbin şeklinin ve büyüklüğünün değişmesi, büyük ölçüde yapılan sporun türüne bağlıdır; aslında yalnızca uzun mesafe koşusu, maraton koşusu, engelli koşu, kayakla mukavemet yarışı, bisiklet yarışı, kürek yarışı, boks ve kano gibi uzun süreli yüklenme olan sporlarda önemli değişiklikler gelişir.

Ancak kalbin büyüklüğündeki artış, her zaman onun performans yeteneğiyle birlikte orantılı olarak seyretmek zorunda değildir,

Örneğin çok büyük kalbi olan sporcularda, kalpleri organik olarak kusursuz olsa bile, sıklıkla hiç de büyük bir performans yeteneği olmadığı görülmüştür. Sprinterler, kayakla atlama yapanlar, atıcılar, güreşçiler ve aletli jimnastikçiler gibi yalnızca kısa süreli

28 yaşındaki bir uzun mesafe koşucusunun sağ ve sol heterotrofi ile birlikte bradikardi (40/dak) görülen tipik sporcu kalbi.

yüklenmelere maruz kalanların kalplerinin büyüklüğü yalnızca çok ufak bir değişme gösterebilir veya hiç göstermez. Sağ kalbin büyümesi, fizyolojik uyum sebebiyle hipertrofi ve kompansatris dilatasyon ile oluşur ve bu hal daima uzun süreli yüklenme ile daha uzun zaman gitgide artan performansın sağlanması gereken veya akciğer dolaşımında büyük bir direncin aşılması gereken durumlarda görülür. Burada çeşitli basınç etkenleri de bir rol oynamaktadır ve devamlı yorucu yüklenmelerde de fonksiyonel olarak bakılırsa, bu

etkenler tamamen ortadan kaldırılamazlar. Kalpte genelde ancak yıllar sonra gelişen şekil değişikliği, sporcularda olması gerekli bir bulgu değildir. Hatta yalnızca uzun süreli performans ile ilişkili olan spor dallarında, kalplerinin büyüklüğü ve şekli tamamen normal olan bazı rekortmen atletler de vardır; örneğin dünya rekortmeni koşucu Zatopek de (HORNOF ve KREMER) olduğu gibi. Sporcu kalbinde ventrikül hipertrofisinin yansıra, kalp ağırlığının 500 g.'a kadar olduğu hipertrofi ile orantılı, bir koroner arter genişlemesi de mevcuttur. Bu arada kalp kapillerlerinde bir artış tespit edilmemiştir.

Gene de antrenmanlı sporcu kalplerinde koroner akım hacmi, normal kalbe göre daha azdır, çünkü vücut üzerine aynı derecede yüklenme bulunduğunda, antrenmanlı kişideki O, tüketimi, antrenmansız kişidekinden daha düşüktür. Kalbin büyüklüğünün röntgen ile saptanması için en uygunu, yatarken alınan uzaktan çekilen grafidir: amaca en uygun olanı, inspirasyon pozisyonunda ağız açık olarak, nefes almadan çekilendir. Kalp hacminin röntgen aracılığıyla belirlenmesi, kalp hacminin 1300 ccm'nin üzerine bile çıkabildiğini göstermiştir. HOLLMANN ve MEDVWED'inbelirtiği 1700 ml. gibi çok yüksek değerlerin, salt fizyolojik uyum olarak kabul edilip edilemeyeceğini, ancak uzunlamasına kesit araştırmaları gösterebilir. Boyu 2 m.'nin, vücut ağırlığı ise 100 kg.'in üstünde olan atletlerin kalp büyüklüğü kuşkusuz genel standartların üzerinde olacaktır. Dayanıklılık için antrenman yapanlarda, kalp hacminin kp-vücut ağırlığına oranı 14 ile 20 ml'dir ve bunun anlamı, bu oranın 100 kg. ağırlığındaki bir atlette 17 olabileceğidir. Büyümüş kalbe rağmen istirahatteki atım ve dakika hacmi azaldığı için, istirahat sırasında kalpteki rezidüel kan hacmi zorunlu olarak daha fazla olmalıdır ve böylece yüklenme sırasında, kalp büyümesi olmadan atım hacmi arttırılabilir. Kasları kuvvetlendirilmiş olan ventriküllerin genişlemesinin yanısıra, sol atriyumda hafif bir büyüme, akciğer venlerinde genişleme ve sağ atriyumda belirgin bir büyüme görülür; böylece bu bölgeler acil depo (REINDELL) fonksiyonunu üstlenirler. Kuvveti bir sportif gereksinim olduğunda, diastolde kalbe hızla kan dolduğu için, kullanıma hazır yeterli bir kan miktarı bulunacaktır. Bu olay, antrenmanlı kişilerde dalağın kanı biriktirme yeteneği de artmış olduğu için, periferik dolaşım ile de desteklenecektir. İstirahatte, atım hacmi düşük frekansa orantılı olarak mutlak miktarda azalmış, dolma ve boşalma süreleri kısalmış ve apeks bölgesindeki kenar pulsasyonları belirgin bir şekilde azalmıştır. Özellikle (sessiz bölgeler) olarak adlandırılan bu son bulgu, eğer yüklenme sırasında, yeniden normal veya hatta artmış kenar pulsasyonları ortaya çıkmıyorsa, mutlaka patolojik olarak değerlendirilmelidir.

Yüklenme sırasında ve sonrasında ayrıca kalp küçülür ve rezidüel kanın bir kısmı, kapasite hacminin ve böylece atım hacminin arttırılması için dışarı atılır.

Dolaşım dinamiğinde vagotoninin hakim olduğunun bir ifadesi olarak, kalbin şekil değişikliğinin yanısıra, genellikle yüksek dereceli bir sinüs bradikatdisi de mevcuttur ve bu 34 ve daha aşağı değerlerde tespit edilebilir. Aynı şey, eşzamanlı olarak bulunan antrenman hipotansiyonu için de geçerlidir; sistolik değerler 80 mm Hg'ye kadar düşebilir. Bradikardi ve hipotansiyonun mutlak ölçüsü, dilatasyon ve hipertrofide olduğu gibi, gerçek performans yeteneği ile son derece az orantılıdır. Kalbin performans yeteneğinin iyi olması, her zaman belli bir vagotoni ve hipertrofi ile seyretmeyebilir ve ayrıca vagotoni ve hipertrofi ve hipertrofi ile seyretmeyebilir ve ayrıca vagotoni ve hipertrofi de her zaman birlikte görülmeyebilirler. Kalplerinin büyük olmasına rağmen oldukça taşikardik ve hipertansif olan rekortmen sporcu sayısı da az değildir. 32 yaşından sonra antrenman yapmaya başlayan veyahut en yüksek performanslarına ulaşan sporcularda daha nadir olan nabız ve tansiyon düşüklüğü görümektedir ve bu da, yaşamın 3. dekadının dolaşım yönünden, en fazla uyum yeteneğine sahip olduğu varsayımını desteklemektedir. Ancak dolaşımda bir kez belirgin antreman vagotonisi oluştuysa, bu, hem antreman süresinden hem de antremana bağlı kalp büyümesinden yıllarca sonra bile devam etmektedir. 20 yıldan daha fazla süredir antreman yapmayan rekortmen sporcularda bile, 40 ile 50 arasında değişen bradikardiler görülmektedir. Bu da, bradikardi ve hipotansiyonun mutlak değerinin, o anki efektif performans kapasitesi için anlamlı bir kriter olmadığını göstermektedir. Buna rağmen,

performansın değerlendirilmesi açısından, antremanın seyri sırasında  istirahat nabzı ve istirahat tansiyonunun devamlı olarak izlenmesinin önemli bir rolü vardır. Kış olimpiyatlarına 4 aylık sıkı bir antrenmanla hazırlanan bir kayak mukavemet yarışçı bunu açıkça gösteren bir Örnek oluşturmaktadır.

30 yaşında bir kayak mukavemet yarışçısından, dört aylık antrenman sırasından nabız (P), sistolik kan basıncı (RR) ve kalbin enine çapının (HTD) seyri.

Kaynak: ‘’Spor Hekimliğine Giriş’’ kitabından yazılmıştır.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.