Spor ve Cinsellik Nedir?

Birçok atlet ise, cinsellik için zamanlarının olmadığını ve kariyerlerini tamamladıktan sonra gerçek bir telafi gereksinimi ortaya çıktığını söylemektedir.

Spor ve Cinsellik Nedir?
03 Ocak 2021 Pazar 21:08

Spor ve Cinsellik Nedir?

Spor ve cinsellik ilk bakışta birbirinden çok ayrı iki fenomendirler, ancak ortak özellikleri, o anki toplum düzeni, ideolojik ilkeler ve de çok çeşitli bilimsel veriler ile a priori olarak belirlenmiş olmalardır. Bu nedenle de, bu iki kavramın karşılıklı ilişkileri ve anlamlar cinsel hayatın spor performansı üzerindeki etkisi gibi oldukça basit sorunların çok ötesine taşar. Bu kavramların niteliğindeki dogmatik bağımlılık, bu iki alanın yorumdaki eğilime göre bazen antagonist bazen de sinerjist olarak birbirleriyle bağlanabilmelerine yol açmaktadır. Cinsel dürtü ve hareket dürtüsü ki, bu spor için kuşkusuz önemli bir motivasyondur, yaşama dürtüsü ile birlikte insanın primervital dürtülerini oluşturdukları için bugün yaygın olarak kullanılan bir çok bağlantı, örneğin spor ve estetik, veya cinsellik ve aşk ya da erotizm gibi, mutlaka sekonder olarak ele alınmalıdırlar ve cinselliğin insanın üreme fonksiyonu ile kısıtlanmasının tek başına ne kadar haklı olduğu, ideolojik yönden hâlâ tartışmalı bir konudur.

Diğer taraftan, burjuvazinin bugün çok tartışmalı olan cinsel ahlakı, bireysel libidonun süblimasyonunu (yüceltilmesini) oldukça olumlu ve kısmen de gerekli bir çaba olarak görür. Jimnastik hocası  olan JAHN'ın da belirtiği gibi, burada oldukça basit bir yardıma araç olarak sporun kullanılması mümkündür. JAHN'ın ideolojisi yalnızca pedagojide değil, genel olarak spor teorisinde de uzun süre hakim olan bir görüştü. Ancak bunun zorunlu sonucu olarak, spor ve cinsellik arasında gerçek bir antagonizma oluşturuldu ve teşvik edildi; bu ise sporun cinselliğin düşmanı olduğu serzenişlerine neden oldu. Spor sayesinde ve spor sırasında cinselliğin bastırılması ve böylece sporcuda cinsellik korkusu oluşması, uzun süre antrenmanların tek taraflı olmasını ve pedagojik birçok önlem alınmasın belirledi. Bugün de spor aracılığıyla dürtülerin düzenlenmesi, cinsel eğitimin önemli bir bileşenidir; dürtülerin ortadan kaldırılmasında asıl önemli olan etkenin fiziksel yorgunluk olduğu sanılmaktadır.

Ergenlik çağında çok fazla olan cinsel dürtünün, performans sporlarıyla süblime edilebileceği gerçeği, Çekoslovak spor hekimlerinin (KVAPİLİK ve MARTİNOVSKA) 206 performans sporcusu (108 erkek, 98 kadın) üzerindeki araştırmalarıyla gösterilmiştir; bu araştırmaya göre ancak erkeklerin % 24.9'u (% 30'u sporcu değil) ve kadınların yalnızca % 2.6'sı (% 30'u sporcu değil) 16 yaşında heteroseksüel ilişkiye girmişti. Ancak bu araştırmalardan sonraki emde, sporculardaki cinsel eş sayısı, sporcu olmayanlardakinden yaklaşık iki misli fazladır.

Bedensel faaliyetten elde edilen zevkin, cinselliğin yerine geçip geçemeyeceği sorusu henüz  açıklık kazanmamıştır. FREUD'un bile, kas işi ve performans duygusuna bağlı zevk cinsel tatminin de olup olmadığı konusunda belirgin bir düşüncesi yoktu. Ama eğer spor, gerçekten de cinsellik yerine geçebilecek işe yarar bir seçenek değilse ve Freud'a göre cinsel dürtünün bilinçli olarak yüceltilmesi birçok nöroza sebep oluyorsa, Freud o zaman haklıdır ve böylece cinsel dürtünün baskılanması ve süblimasyonu şeklindeki spor asketizmi, sonuçta rekortmen sporcuların birer nörotik haline gelmelerine neden olacaktır. Ancak diğer taraftan belki de, diğer alanlarda saldırganlığa neden olan cinsel dürtünün baskılanması olayı, sporcunun en yüksek performansı elde etmesi için gereklidir. Bu düşünce, KARL MARX'ın, cinsel dürtüdeki baskılanmanın işe yabancılaşmaya neden olduğu şeklindeki görüşüyle tam uyumludur; gerçekten de bugün bazı yüksek performans sporlarını, ise yabancılaşma olarak tanımlamak mümkündür.

Diğer taraftan başka bir görüşle mazoşist özellikleri olan nörotiklerin, normal insanlara göre performans sporlarına belirgin bir yatkınlık göstermeleri de olasıdır. Burada hemen otaya çıkan başka bir sonuç, az ya da çok belirgin sadomazoşistik özellikleri nedeniyle, sporun vücudun gerçek bir düşmanı ve insanlık dışı olabileceğidir böylece çünkü spor asketizmi insan için gerekli olan cinsel faaliyeti ortadan kaldırmakta ve sporcuyu cinsel yönden engellemektedir. O zaman bu varsayımın tersi, yani primer olarak cinsel yönden rahatsız olan insanın yalnızca aşırı kompansasyon çabası nedeniyle spor, ya da yüksek performans sporu yapmakta olduğu varsayımı, o kadar da gerçeğe aykırı değildir. Kadın rekortmen sporcular arasında çirkin ve viril tipler bulunması ve bunların erkeklere yaklaşamayıp cinsel yönden çekingen olmaları gerçeği, bu düşünceleri doğruluyor gibi gözükmektedir. Böylece, birçok kişiye göre cinsellikle, yaşam için önemli gerçek varlıkların eksikliğinin kompanse edilebildiği gerçeğine, hakiki bir yandaş sağlanmış olur. Açlık içindeki Hint nüfusunun anormal derecede yüksek bir çoğalma oranının olması, (Cinsellik fakirlerin ekmeğidir) sloganını doğrular gibi görünmektedir.

Bedensel şeylerin istemli olarak yenilmesinin ve hatta aşırı durumlarda acıyı yücelten ve bu nedenle gerçek bir otoagresyon olan, sadomazoşistik yüksek performans sporunun, gerekli psikosomatik

Cenge için cinsel hazzı kullandığı düşüncesi, tek tek kişiler için savulabilecek insanca bir çözüm olabilirdi. Kendine eziyet etme şeklindeki antrenmandan, mutluluk verici cinsel yaşantıya geçişte fonksiyonların birbirine son derece zıt kutuplarda yer alması nedeniyle, sporcunun cinsel haz kapasitesinin daha da artabileceği de düşünebilir.

Bunlara ek olarak anket yaparken, gerçek olaylar çok nadiren aynı şekilde anlatılırlar; çünkü sporcular, normal halktan çok daha fazla, cinsiyet konusunda özel bir performans kapasiteleri varmış

görüntüsünü yaratmak gerektiğine inanmaktadırlar. Özellikle uzun süre yüksek doz anabolizan ilaç kullanımına bağlı gerçek cinsel sorunları olan atletler, dışarıya karşı kendilerini cinsellik sembolü gibi

lanse etmeye çalışmaktadırlar ve bu da, genellikle cinsel partnerinin ifadeleriyle aşırı bir çelişki içerisinde olmaktadır. STEINBACH'in hafif atletizm yapan Alman sporcuları arasında yaptığı bir ankette, rekortmen sporcuların, ortalamanın üstünde bir cinsel kapasiteleri olduğunu söylemeleri de, çok açık olarak bu tezi desteklemektedir.

Birçok atlet ise, cinsellik için zamanlarının olmadığını ve kariyerlerini tamamladıktan sonra gerçek bir telafi gereksinimi ortaya çıktığını söylemektedir. Böyle saptamalar, bazı şampiyon atletlerin yenden sosyalleştirilmeleri yansıra, cinselliği de yeniden öğrenmeye gereksinimlerinin olup olmadığı sorusunu ortaya çıkarmaktadır.

Bizim tarafımızdan yapılan bir anketin gösterdiğine göre, rekortmen sporcuların % 45'i, cinsel aktivitenin gevşeme açısından önemli olduğuna ve cinsel aktivitenin performans antrenmanı içeresinde doğru bir şekilde yerleştirilerek yapılmasının gerektiğine inanmaktadırlar. Hatta birçok kez, orgazm ve cinsel ilişki sayesinde antrenman etkisinin sağlanabileceği de ifade edilmektedir. KININSEY’e göre cinsel ilişki sırasında nabzın 150'e, kan basıncının 250 mm Hg’ye kadar çıkabileceği göz önüne alınırsa, kuvvetli nöromuskiler kasılmalar ve aynı gerçek stres durumlarındaki gibi katekolamin boşalımı nedeniyle hakiki bir antrenman etkisi sağlanabileceği düşünülebilir. Tüm atletlerin % 32'sinin yarıştan önceki cinsel aktiviteye önem vermeleri şaşırtıcı değildir; çünkü bunun tüm organizmayı canlandıracağın düşünmektedirler.

Buna mukabil cinsel ilişkinin sonraki psişik yan etkileri daha şüpheli değerlendirilmektedirler. Diğer taratan kadınların % 28'i ve erkeklerin % 38'i cinsel aktiviteleri açısından, antrenman ağır olursa cinsel yönden felç olduklarını söylemektedirler. Muhtemelen etrafta dolaşan, salgı ve sperm kaybının bedensel güçsüzlüğe neden olduğu şeklindeki söylenti de burada rol oynamaktadır; ancak fizyolojik olarak bu olay tamamen reddedilebilir. Rekortmen atletler arasında, kadınların % 5'i, erkeklerinse % 30'u mastürbasyon yaptığını bildirmektedir; buna karşın tüm sporcular hep bir ağızdan fahişelerle ilişkiyi reddetmişlerdir.

Cinsel ilişkinin performansla olan ilişkisi değerlendirildiğinde, psikosomatik kondisyon açısından, o anki psikosomatik eforun değil, etraftaki etkenlere bağlı zorlanmaların, örneğin günlük ritmin veya uyku ritminin bozulması, alkol, önceki olası huzursuz edici kavga pozisyonları ve özellikle psişik yüklenmeler örneğin yakalanmak veya gebelik korkusu gibi olayların dezavantaj yaradığı görülür. İleri derecede genital uyarılma olmasına rağmen orgazm gerçekleşmiş yorsa, ortaya çıkan birikimler ve uyarılmalar, ağrılar, huzursuzluk konsantrasyon bozuklukları ve hüsran durumları şeklinde gelişerek özellikle erkek atletleri olumsuz yönde etkilerler. Bunun anlamı, olabilecek cinsel aktivitenin, ancak uygun diş koşullar altında ve basit olarak seyredebildiğinde, olumlu ve sorunsuz olduğudur. Bu nedenle her şey, tanıdık bir partner ile örneğin kişinin karısı ile cinsel ilişkiye girmesi lehinedir.

Kaynak: “Spor Hekimliğine Giriş” kitabından yazılmıştır.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.